17 Ağustos 2017 Perşembe


AKADEMİK CEHÂLET MİSALLERİ



O ZAMANLAR BİLMİYORDUK



Prof. Mehmet GENÇ, bağlantısı verilen mülâkatta diyor:

"Barkan böyleydi, bilmediklerini kendi gayretiyle bilmek isteyen, araştıran bir insandı. Onun için gece gündüz çalışıyordu. İlimden başka bir kaygı taşımıyordu. Sonra okuduk, bunun ayet olduğunu öğrendik. O zamanlar bunu bilmiyorduk: “İlmi isteyene veririm.” demekle ne kastedildiğini, haddimiz olmayarak sonradan anladık."

Acı olan aynı mülâkatın içinde, Alman filozofu Fransızca tercümesinden okumanın hata olduğunu söylüyor bu büyük sosyal bilimci profesörümüz. Fakat hadis dahî olmayan, halk ağzı bir bilgiyi âyet zannediyor.

***

BUHRANLI ÂYET (!)


Edebî bir akademik makaleden okuyoruz:


Terci-i Bend, bu anlamda devrinin tipik felsefî buhranlarını yansıtan bir şiiridir. Bu buhran ve hayret hali, bendleri birbirine bağlayan ve Kur’an’dan alınmış şu ifade ile sürekli yinelenir:
Subhâne men tehayyere fi sunuhi'l-ukûl


"TurkishStudies International Periodical For the Languages, Literatureand History of Turkish or Turkic

Volume 4/3 Spring 2009"
Ömer SOLAK, "Ziya Paşa’nın Terci-i Bend’i ve Tanzimat Neslinde İlk Tereddütler" s. 2003.
http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20EDEBIYATI/omer_solak_ziyapasa_tanzimat_tereddutler.pdf

DÜZELTELİM:

Bu ifade Kur'ân'dan alınmamıştır. Doğrusu şöyledir:


Sübhâne men tehayyera fî sun‘ihi’lukûl
Sübhâne men bikudretihî ya’cizu’lfuhûl
“Sanatı karşısında akılların hayrete düştüğü, kudretiyle en üstün âlimleri bile âciz bırakan Allah Teâlâ’yı tesbîh ederim.”
 Buradaki hayret, beğenmek ve büyülenmekten gelen bir hayrettir. Buhran hâli değildir. 

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder