Mekke devriydi. Müslümanlara zulmeden, hakaret eden, istihzâ eden müşrikler olduğu gibi, onlara akrabalık bağları, insaniyet vb. sebeplerle zaman zaman destek çıkan insaflı müşrikler de oluyordu. Boykotun sona ermesi, bazı müslümanların himâye altına alınması gibi faaliyetlerde bu isimlerin imzası vardır.
Câhiliyyenin asabiyet ve mürûet mantığında da böylesi sahip çıkmalar devrin tarzına uygundu. Hz. Hamza'nın EbuCehil'in kafasına indirdiği yay, başlangıçta, yeğenini himâyeden başka bir mânâ taşımıyordu. Hz. Hamza'yı asıl sarsıp hidayete getiren, Mübârek yeğeninin, "Beni bu sevindirmez!, Beni senin hidâyete gelmen sevindirir." demesiydi.
Bu insaflılardan biri olan Hakîm bin Hizam, müşrik saflarında bulunduğu Bedir harbinin hiç başlamaması için de gayret etmişti. Fakat savaşa mani olamadı, müslümanlara esir düştü, fidye ile kurtuldu. Daha sonra müslüman oldu. Bedir'de bir kâfir olarak ölüp gitmekten kurtuluşu için hep Allah'a şükrederdi. Câhiliyyedeki iyiliklerinin bir karşılığı olup olmadığını sorduğunda, Efendimiz'den, bunların salih amel sayılmayacağı, fakat kendisinin hidâyeti için bir vesile olduğu cevabını aldı.
Bunları niye anlatıyorum.
Yeni Zelanda'da ve sair yerlerde imaj düzeltmek ile müslümanlara sahip çıkmak, vicdan pansumanlamak ile insanlık göstermek arasında bir yerlerde duran faaliyetlere bakışımız ve alkışımızda, yine İslâmî bir hassasiyet taşımamız icab eder.
Aşağılık kompleksimiz böyle yüzde yüz haklı olduğumuz durumlarda dahî devreye giriyor, yapılan şirinliklere hayranlığımız, gördüğümüz haksızlıkları unutturuyor. Bu şirinlikleri yapan batı hâlâ Akdeniz'de binlerce mülteciyi boğmaya devam ediyor. İslam dünyasının her yerinde fitne-fesadı körüklemeye devam ediyor. İçlerinden vicdanlı, insaflı insanlar vardır. Onlar için de elbette hidâyete erişmeleri niyazımız var. Aslında hepsi için var. Ama o kadar...
Dünkü asabiyet ve mürûet gibi bugün de, böyle çoğulcu, liberal, toleranslı davranışlar kimi kesimler için bir iç tutarlılığa sahip davranışlar. Hattâ biraz şüpheci bir okumayla; "Bakın sizde de bizde de dinler nasıl ayrıştırıyor. Biz bilimci, aydın, ateist topluluklar nasıl da tahammüllüyüz, görün de ibret alın!" gibi bir maksat bile taşıyabiliyor.
Bizi asıl memnun edecek, unutulup gidilecek bu merasimler değil. Bizi asıl sevindirecek olan onların hidâyetidir. Hakk'ın son mesajının insanlığa ulaşmasının önündeki her türlü engelin kalkmasıdır. Zulmün, fitnenin, fesadın sona ermesidir.
Vesselâm...
23 Mart 2019