10 Şubat 2021 Çarşamba

MÜSLİME mi KADIN MÜSLİM mi?

İkrime’nin Ümmü İmâra el-Ensâriyye’den rivayetine göre o, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelmiş ve;
“–Ey Allah’ın elçisi, her şeyin erkekler için olduğunu görüyorum. Kadınların herhangi bir şey için zikredildiklerini ise görmüyorum.” demiş ve işte bunun üzerine şu âyet-i kerîme nâzil olmuş:
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
“Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (el-Ahzâb, 35) (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, Ahzâb, 33/14, hadis no: 3211)
Aslında müslimûn, mü’minîn, ellezîne âmenû... dendiğinde zaten kadınları ihtivâ ediyordu. (Tağlib kaidesi) Fakat ayrıca kendi sîgalarıyla zikredilmek, vurgulanmak istediler.
Âdeta Cenâb-ı Hak, “Bir âyette de madem bu vurguyla zikredelim, ayrı tutulduklarını düşünmesinler...” buyuruyor.
Günümüzde ise yine kadın adına itirazla bu sefer tam tersi talep ediliyor:
Müdireye müdür, vaizeye vaiz denilecek... Diyanet İşleri Başkanlığı buna uymuş. Vaize tabiri resmiyette kullanılmıyor.
Kadın doktor denmeyecek. Doktor denecek.
Kadın CEO, kadın doktor, bilim kadını vurgusundaki problemi biraz anlıyorum fakat vaiz-vaize, müslim müslime tabirleri tamamen dilden kaynaklanıyor.
Meselâ bir kadın Arapça kendini tanıtsa, «ene vaizün» diyemez ki, haber mübtedânın cinsine uymak mecburiyetinde. «ene vâizatün» diyecek. (Yoksa Arap feministleri bu kalıpları da dile sokmuş mudur?)
Fakat toplumda bir mesleğin adı, o dilin hususiyeti olarak erkek kalıbında yerleşti diye, bu sefer, kadın vurgusunun yer almasından rahatsız olmak? Bu biraz işi uzatmak olmuyor mu?
Dile dil uzatacak kadar büyük bir problem mi var?
Öz yapısında hemen hemen hiçbir erkek-dişi ayırımı barındırmıyor Türkçe. Ne zamirlerinde, ne fiillerinde, ne sıfatlarında. Sadece vaiz-vaize, aktör-aktris gibi dışarıdan aldığı kelimelerde var bu farklılık. Dikkat edin Sultan, efendi kelimelerini kadın için de erkek için de kullanmakta beis görmemişiz.
Fakat şikâyet edilen bazı kadına zulümler pekâlâ Türk örf-âdetlerinde de yer alabiliyor.
Demek ki dil ile alâkası yok bu işin. Güneş’e dişi, Ay’a erkek diyen Arap kadına haksızlık mı yapmış?