4 Ekim 2021 Pazartesi

21. yy (Günümüz) Dîvân Şiiri - Edebi 1. Bölüm


Mîmi, mevcûdâta mîlât, mümkinâtın mûcibi,

Mâverâ mülkünde mîmardır Muhammed Mustafâ...

 

Mihr-i Mahmûd’un münâcâtıyla mümkün mâğfiret...

Merhamet mühründe mîyardır Muhammed Mustafâ...

 

Mâbudun mahbûbu, müstesnâ mülâkat mahremi;

Muhteşem mîrâca mazhardır, Muhammed Mustafâ...

 

Metheder Mevlâ: «Muazzamdır meziyet mâdeni»

Mûteber mârûfa masdardır Muhammed Mustafa...

 

Müctebâdır, muktedâdır, mürselînin mürşidi...

Mûtenâ mazrûfa muhtardır Muhammed Mustafâ!


35. dakikada sevgili Dr. Emrah Gökçe şiirimizi seslendirdi. 

15 Ağustos 2021 Pazar




Bir şiirimiz, kıymetli Kerim Tunç tarafından seslendirilmiş. Teşekkürlerle...

https://www.yuzaki.com/2021/05/mukabele-bil-misil-degil-mukabele-bil-akis/  

12 Ağustos 2021 Perşembe

HEP SEN VARSIN



Kıymetli Salih Aydın tarafından bestelenip okunan bir şiirim.
https://www.yuzaki.com/2012/11/hep-sen-varsin/ Yemânîler, Karânîler, Gazâlîler, Geylânîler, Hüdâyîler, Rabbânîler… İrfânında hep Sen varsın… Hamd ederken Fâtiha’da, Nur Dağı’nda bir tenhâda, Tâ Sidretü’l-müntehâ’da, Hak yanında hep Sen varsın… Cânansın Allâh’a, cânâ! Bâğ-ı Hak’da gül-i rânâ, Muhabbet, mârifet, mânâ Ummânında hep Sen varsın…

3 Nisan 2021 Cumartesi

TERCÜME HATALARI

 TEVÎLÂTÜ'L-KUR'ÂN MÂTÜRÎDÎ


Kalem, 4

İmam Matürîdî, Peygamberimiz'in ahlâkını, herkesle muâşeretindeki fazîleti anlatıp Peygamberimiz'in hatta bu yüce ahlâktan dolayı itaba maruz kaldığını ifade ediyor:

وحتى عوتب على عظيم خلقه

Tercüme şöyle: 

Hatta O, üstün ahlâkına karşılık şu âyetlerde kınanmıştır: (C. XVI, s. 18)

Tercümede "Karşılık" denilince bu itap âyetleri, Efendimiz'in ahlâkını hâşâ gölgeleyen şeylermiş gibi kalmış. Hâlbuki tam tersi, bu ahlâkından dolayı münafıklara izin veriyor, esirleri salıveriyor, hanımlarının rızâsını arıyor vs.   

Mâtürîdî bu görüşünü, İnşirah, 1'de de anlatır. Oraya da müracaat edilebilir. 

***

İnşirah, 2-3

TERCÜME ŞÖYLE:

Eğer O’nun seni koruması olmasaydı o takdirde sana ağır yükler ve günahlar binerdi. Tıpkı şu ilâhî beyanda olduğu gibi:

“Seni hidâyete erdirmeseydi seni sapmış bulurdu”10.

10 ed-Duhâ, 93/7. (c. XVII, s. 277)

ORİJİNALİ ŞÖYLE

لو لم تكن عصمه إياك لكانت لك أوزار وآثام كقوله 

ووجدك ضالّا فهدى

أي لو لم يهدك لوجدك ضاّلًا

HATA

Âyet tercümesi konmayıp, müfessirin izahı âyet meâli yerine geçirilmiş. 

"Sana ağır yükler ve günahlar binerdi" ifadesi de tercümeden fazlalıklar ifade ediyor. 

Aynı yerde paragraf başlarındaki birinci ve ikinci maddeleri "Bu günahların şöyle olması caizdir" ifadeleri tercümeye konmamış. Bu da anlaşılmasını oldukça zorlaştırmış. 

***

Hac, 73 

Tefsir metni şöyle:

قد ذكر معنى ضرب الأمثال والحاجة إليها، وذلك أن العقول يجوز أن يعترض ما يستر عليها سبيل الحق وإلا لم يجز ألا تدرك العقول لما جعلت العقول له من درك الحق، لكن يمنع عن درك الحق وسبيله ما ذكرنا من اعتراض السواتر والحجب فيستكشف ذلك بما ذكرنا من الأمثال،

HATALI TERCÜME:

Darbımeselin ne anlama geldiğini ve ona olan ihtiyacı daha önce açıklamıştık. Şöyle denilebilir:
İnsan aklı, gerçeğe giden önündeki yolu kapatan ve hakkı kavramasına engel olan perdelere itiraz edebilir. Bu durumda Allah Teâlâ da söz konusu perdeler ve engeller ortadan kalksın da akıllar hakka giden yolu kavrasın diye misal verir. Yoksa akılların, kavramak için yaratılmış olduğu bir meseleyi kavramaması mümkün değildir. Fakat hakkı ve ona giden yolu akılların kavramasına sözünü ettiğimiz perdeler ve engeller mani olur. Ve söz konusu engel de belirttiğimiz örneklerle açıklığa kavuşur.

DOĞRUSU
İtiraz edebilir diye tercüme edilen yer, "maruz kalır, karşı karşıya kalır," şeklinde olmalıydı. 

1 Nisan 2021 Perşembe

"DERLER..."

Sesi güzel bir gayr-i müslim varmış.

Müslüman tanıdıkları hep derlermiş ki;
"--Şu güzel sesinle bize bir ezan okusan..."
Tabii bu bahaneyle, kelime-i şahâdeti de söylettirmek istiyorlar...
O da inancına uymadığı için hep bu teklifleri reddetse de bir gün hatırlarını kıramamamış. Başlamış ezan okumaya;
Lâkin;
Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah! dedikten sonra şunu ilave ediyormuş:
"Derler..."
Yani ben demiyorum!.. Onlar diyorlar.
Taha Hakan Alp "zaruri açıklaması"yla din ve peygamber inancında "Allah var ama gerisi yok" mânâsına gelecek izahlarda bulundu.
Rabbimiz şüphelerini dağıtsın. Kalbine inşirah versin. İmam-ı Gazalî, Munkız'da Rasûlullah Efendimiz'in rûhâniyetine sığındım da kurtuldum diyor. Rabbim bu kurtuluş nasip eylesin.
Fakat devamında şöyle diyor:
"Derslerime sorgulamalarımı karıştırmıyorum. İsteyen derslerime devam edebilir." Yani kelam, usul-i fıkıh dersi verirken, yukarıdaki güzel sesli şahıs gibi, "derler" diyormuş. Kendisi "diyemiyormuş."
İslâmî ilimler; ibâdetten, takvâdan koparılalı hayli olmuştu. Gelinen nokta imandan koparılış. Kur'ân'ın Allah kelâmı olduğuna inanmayan tefsirciden sonra, din ve peygamberi sorguluyorum diyen usulcü ve kelâmcı...
Ezanımızı mü'minlerden dinleyelim.
Usûlümüzü teslimiyet, îman ve yakîn sahiplerinden öğrenelim.
Gayr-i müslimlerin güzel sesine,
İnancını kaybedenlerin güzel (!) dersine ihtiyacımız yoktur.

18 Mart 2021 Perşembe

TAŞA İŞLENMİŞ TARİHLER

Azerbaycan'da Korona'dan dolayı vefat eden Ali ÇINAR Ağabeyin vefatına Tarih

Tâun yine bir gök ekini biçti, 
Ali Çınar, vahdet şerbeti içti... 

Fethe sevinirken Azerbaycan’ım,
Vefatıyla kara bağlar şu canım... 
 
Sâdık bir mürîde sâdık evlâttı, 
Kalemle, sohbetle hakkı anlattı...

Vefâtına tarih söylesin bülbül:
«Kafkaslarda şehid, çınar bir gönül...»  1442

قافقاسلرده شهيد چينار بر گوڭل ١٤٤٢






Trafik kazasında vefat eden hâfızlık talebesi Câhid KAPLAN’ın Vefatına Tarih:


Âh ecel, câna keder, böyle bahar vakti geliş!
N’eylesek hükm-i kazâdır ki rızâdır bütün iş...

Câhid’in rıhleti elbette yakar ihvânı;
Ki yiğitlikte göçen erlere öz göynür imiş...

Henüz on altıya basmış yarı hâfız bu civan,
«İrciî» emrine can borcunu derhâl ödemiş...

Sanmayın hıfzı onun öylece öksüz kalacak,
Rabbim’in lütfu ve ihsânı semâdan da geniş...

İşte telkînini târih gibi vermiş üstat,
«Câhid’in hıfzını ikmâl edecek Rabbi!» demiş. (1428 h.=Ekim 2007 m.)

Geç ya erken deme Tâlî, ölüm Allâh emri,
Burda insânı düşündürmeli tekrar diriliş...

جاهدك حفظنى اكمال ايده جك ربى 


Konya. Üçler Mezarlığı. Merhum Cahid, Hâfız Durmuş Sert Hocaefendinin torunu idi. 


EY NESİL CAMİİ 

Başlangıç ve Bitişine Tarih

Hat: Ali Hüsrevoğlu

EY NESİL YEŞİL CAMİ

Ezelden Âdem’e kıymet veren ibâdetidir... 
Bir ömrü secdeye sermek ebed ticâretidir...

Bu toprağın kaç asır harcı dîn-i İslâm’dır; 
Bu mâbed, ölmeyen îmânımın şehâdetidir... 

Bu halk ibâdete müştak, bugün de yârın da...
Bu özlü gayreti elbet, inanç muhabbetidir...

Kenâr-ı bahre kurulmuş tasavvufî mânâ...
Bu şevk Örenli Eren Mustafâ işâretidir...

O’nun da pîri ki İhramcızâde İsmâîl;
Bu halka silsileden nakşibend emânetidir...

Asil nesillerin ihyâsıdır, asıl inşâ;
Bu câmi kulluğa aşkın susuz harâretidir...

Eserde kendini gör, ey nesil temâşâ et, 
Bu kubbe bin senelik sırların asâletidir...

Bu câmi, gam dolu tûfanda Nuh Nebî gemisi!
Tamâma erdiği gün milletin selâmetidir...

Sivas ve Kayseri, ordan Tokat ve İstanbul...
Bu renk milletimin boy veren hadâretidir...

Sanat ki taşta tecellî eden büyük kudret;
Bu câmi Hâlık'a hayran sanat zarâfetidir...

Bir arz-ı hâl şu kitâbem ki hattı rûha ferah;
Huzûr-i ceddine, Tâlî’nin içli hasretidir...

Bu bâğı cennete aç, yâ müfettiha’l-ebvâb!
Bu muhteşem kapılar, cennetin alâmetidir...

Açıldı âşığa dört yüz otuz sekizde cinan;
Birinci şatrı bidâyet, ikinci temmetidir:

Bu câmi câr-ı harîmin cinâna dâvetidir... 1407
Mesâcid âşık-ı Hakk'ın, cihâna cennetidir... 1438



ازلدن آدمه قيمت ويرن عبادتيدر
بر عمرى سجده يه سرمك ابد تجارتيدر

بو طوپراغك قاچ عصر خرجى دين اسلامدر
بو معبد اولمين ايمانمك شهادتيدر

بو خلق عبادته مشتاق بوكون ده يارين ده
بو اوزلى غيرتى البت انانچ محبتيدر

كنار بحره قورولمش تصوفى معنى
بو شوق اورنلى ارن مصطفى اشارتيدر

اونك ده پيرى كه احرامجى زاده اسماعيل
بو حلقه سلسله دن نقشبند امانتيدر

اصيل نسللرك احياسيدر اصل انشا
بو جامع قوللغه عشقك صوسز حرارتيدر

اثرده كندكى كور اى نسل تماشا ايت
بو قبه بيك سنه لك سرلرك اصالتيدر

بو جامع غم طولى طوفانده نوح نبى كميسى
تمامه ايرديكى كون ملتك سلامتيدر

سيواس وقيصرى اوردن طوقات واستانبول
بو رنك ملتمنك بوى ويرن حضارتيدر

صنعت كه طاشده تجلى ايدن بويوك قدرت
بو جامع خالقه حيران صنعت ظرافتيدر

بر عرض حال شو كتابه م كه خطى روحه فرح
حضور جدينه تالينك ايجلى حسرتيدر

بو باغى جنته آچ يا مفتح الابواب
بو محتشم قاپيلر جنتك علامتيدر

آچيلدى عاشقه درت يوز اوتوز سكزده جنان
برنجى شطرى بدايت ايكنجى تمتيدر

بو جامع جار حريمك جنانه دعوتيدر
مساجد عاشق حقك جهانه جنتيدر 


(Şiirin tamamı hatla yazılıp hakkedilmedi.)



Adatepe Köyü Camii 


Adatepe Köyü Camii’nin İhyâsına Tarih

Nûru oldu gözümüzün, 
     Ada Tepe Köyümüzün;
          Mâbedi pek mâmûr oldu.
«Henza Akın Çolakoğlu;
    Eyledi câmii ihyâ
        Makbul ede Latif Mevlâ!..» 2019

نورى اولدى گوزمزڭ
      آطەتپه كويمزڭ 
          معبدى پك معمور اولدى .
﴿ هنزا آقين چولاق اوغلى
     ايلەدى جامعى احيا
          مقبول ايده لطيف مولا ﴾ ٢٠١٩ 




10 Şubat 2021 Çarşamba

MÜSLİME mi KADIN MÜSLİM mi?

İkrime’nin Ümmü İmâra el-Ensâriyye’den rivayetine göre o, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelmiş ve;
“–Ey Allah’ın elçisi, her şeyin erkekler için olduğunu görüyorum. Kadınların herhangi bir şey için zikredildiklerini ise görmüyorum.” demiş ve işte bunun üzerine şu âyet-i kerîme nâzil olmuş:
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
“Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (el-Ahzâb, 35) (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, Ahzâb, 33/14, hadis no: 3211)
Aslında müslimûn, mü’minîn, ellezîne âmenû... dendiğinde zaten kadınları ihtivâ ediyordu. (Tağlib kaidesi) Fakat ayrıca kendi sîgalarıyla zikredilmek, vurgulanmak istediler.
Âdeta Cenâb-ı Hak, “Bir âyette de madem bu vurguyla zikredelim, ayrı tutulduklarını düşünmesinler...” buyuruyor.
Günümüzde ise yine kadın adına itirazla bu sefer tam tersi talep ediliyor:
Müdireye müdür, vaizeye vaiz denilecek... Diyanet İşleri Başkanlığı buna uymuş. Vaize tabiri resmiyette kullanılmıyor.
Kadın doktor denmeyecek. Doktor denecek.
Kadın CEO, kadın doktor, bilim kadını vurgusundaki problemi biraz anlıyorum fakat vaiz-vaize, müslim müslime tabirleri tamamen dilden kaynaklanıyor.
Meselâ bir kadın Arapça kendini tanıtsa, «ene vaizün» diyemez ki, haber mübtedânın cinsine uymak mecburiyetinde. «ene vâizatün» diyecek. (Yoksa Arap feministleri bu kalıpları da dile sokmuş mudur?)
Fakat toplumda bir mesleğin adı, o dilin hususiyeti olarak erkek kalıbında yerleşti diye, bu sefer, kadın vurgusunun yer almasından rahatsız olmak? Bu biraz işi uzatmak olmuyor mu?
Dile dil uzatacak kadar büyük bir problem mi var?
Öz yapısında hemen hemen hiçbir erkek-dişi ayırımı barındırmıyor Türkçe. Ne zamirlerinde, ne fiillerinde, ne sıfatlarında. Sadece vaiz-vaize, aktör-aktris gibi dışarıdan aldığı kelimelerde var bu farklılık. Dikkat edin Sultan, efendi kelimelerini kadın için de erkek için de kullanmakta beis görmemişiz.
Fakat şikâyet edilen bazı kadına zulümler pekâlâ Türk örf-âdetlerinde de yer alabiliyor.
Demek ki dil ile alâkası yok bu işin. Güneş’e dişi, Ay’a erkek diyen Arap kadına haksızlık mı yapmış?