21 Temmuz 2019 Pazar

ÂYÎNE ve AYN



Nic’anıı cânı gibii sevmeye buu tûti-i dil
Ruhu âyînesinee her bakıcak can görünür!..
(Hikmetî)

imâleler sesli harfi çift yazarak gösterildi.

Bu gönül papağanı (dudu kuşu), onu nasıl canı gibi sevmesin!
O yârin yanağına, o parlak aynaya ne zaman baksa ona can görünür.

Eskiden papağan cinsi, taklit öğretilen kuşları ayna ile terbiye ederlermiş.

Gönül böyle bir dudu kuşu, yârin yanağı da bir ayna.

Yârin yanağı öyle parlak ki oraya bakan kendini görür.

Muhabbet müşterek vasıfları gördükçe pekişir derler.

Mesnevî'de Hazret-i Peygamber'e, Ebû Cehil'in bakıp çirkin, Ebû Bekir -radıyallâhu anh-'in bakıp mükemmel, nûrânî bir sûret görmesi kıssası anlatılır. Allah Rasûlü, Ebu Cehil doğru söylüyor, benim yüzüm onun için bir aynadır der.

Gönül, dîdâr-ı yârda can bulur, can görür. Aşk, hayat kaynağıdır.

Yanak neticede tendir fakat orada can (ruh, insanın özü) görünür, denmesi de tahayyülde mücerred bir sayfa açar. Aslında gören ne kendini ne dîdârı görür, hüsn-i mutlakı görür, görebilirse...

Âyîne ve ayn, (ayna ve göz) sâfî ise...

Vezin zaruretiyle "Nice onu (ânı)" ifadesini bileştirerek, nic'anı yapmış ki, arkasından gelen "cânı" ile ayna ve karşısındaki varlık gibi bir tekerrür de meydana gelmiş.

4 Temmuz 2019 Perşembe

23 Haziran Seçimleri Üzerine



Hak, âlîdir. Hakikat mağlûp olmaz. Fakat hakkı hakkıyla temsil edemeyenler, bâtıla mağlûp olabilirler. Mevlâ, zafer günlerini tedâvül ettirir.

Yapılacak şey, bâtıla meyletmek değil, yeniden hak ve hakikati hakkıyla temsil etmeye gayret etmektir.

Meşhur misalle söylersek; Okçular tepesinin terk edilmesi, ganîmet düşkünlüğü, Ebû Süfyanların sesinin çok çıkmasına sebebiyet verir, İkrimelere galebe fırsatı sunar.

Fakat ders çıkarılırsa, birkaç yıla kalmaz, Ebû Süfyanlar da, İkrimeler de hak ve hakikatin safına koşarlar. Maksad da budur.

*

Ekonomi, fakirlik, işsizlik.. bu neticelerde müessirdir.
Şımarıklık, yükseklik kompleksi bu neticelerde müessirdir.

Bunun idarecilere yansıması, dürüstlük ve çalışkanlıkla, yoksullukla mücadele etmektir. Allah yar ve yardımcıları olsun.

Fakat her müslümana da, yardımlaşma, hayr u hasenâta koşma, kardeşinin derdiyle dertlenme mesajı vardır. Yolun başında, halkın teveccühünü kazanmakta, kimsesizlerin kimsesi olarak mesafe alınmıştır. Şimdi de yapılacak odur. Yardımlaşma, bağış yapma seferberliği, infak seferberliği lâzımdır.

"Bâtıla meyletmemeli" diye şunun için söylüyorum. Osmanlı son asırlarında düşmanları karşısında mağlup olunca dönüp, kendi öz değerlerinde suç aradı.

Hâlbuki, suç tembellikte idi, gevşeklikte idi, dünyaya düşkünlükte idi. Gelenekte, dinde, şeriatta değildi.
Şimdi de Ak Parti'yi, Suriyelilere destek olduğun için mağlûp oldun, One minute dediğin, İhvancı dış politika izlediğin için mağlûp oldun, imam hatip açtığın ve açmakta ısrar ettiğin için halkın bir kesiminden oy alamıyorsun vs. diye batıla meylettirmeye çalışanlar olacak.

Bu sebeple şu tahlil yapılmalı:

Mağlûbiyete sebebiyet veriyormuş gözükse de terk edilmeyecek doğrular vardır. (Millî mânevî duruş gibi) Çünkü sizi siz yapan odur. Diğer türlü, siz iktidarda olsanız da, o değerler olmadığı için, artık siz o eski siz değilsinizdir.

İktidar, gönüllere sevdirilmekle olur. Onun teminatı da, Meryem Sûresi'nin sonundaki hakikattir: "İman edip sâlih amel işleyenleri Allah, kullarına sevdirir." Başka türlü bir şeylerden taviz vererek sevilmek, geçicidir, nefsânîdir ve yok edicidir.