3 Nisan 2021 Cumartesi

TERCÜME HATALARI

 TEVÎLÂTÜ'L-KUR'ÂN MÂTÜRÎDÎ


Kalem, 4

İmam Matürîdî, Peygamberimiz'in ahlâkını, herkesle muâşeretindeki fazîleti anlatıp Peygamberimiz'in hatta bu yüce ahlâktan dolayı itaba maruz kaldığını ifade ediyor:

وحتى عوتب على عظيم خلقه

Tercüme şöyle: 

Hatta O, üstün ahlâkına karşılık şu âyetlerde kınanmıştır: (C. XVI, s. 18)

Tercümede "Karşılık" denilince bu itap âyetleri, Efendimiz'in ahlâkını hâşâ gölgeleyen şeylermiş gibi kalmış. Hâlbuki tam tersi, bu ahlâkından dolayı münafıklara izin veriyor, esirleri salıveriyor, hanımlarının rızâsını arıyor vs.   

Mâtürîdî bu görüşünü, İnşirah, 1'de de anlatır. Oraya da müracaat edilebilir. 

***

İnşirah, 2-3

TERCÜME ŞÖYLE:

Eğer O’nun seni koruması olmasaydı o takdirde sana ağır yükler ve günahlar binerdi. Tıpkı şu ilâhî beyanda olduğu gibi:

“Seni hidâyete erdirmeseydi seni sapmış bulurdu”10.

10 ed-Duhâ, 93/7. (c. XVII, s. 277)

ORİJİNALİ ŞÖYLE

لو لم تكن عصمه إياك لكانت لك أوزار وآثام كقوله 

ووجدك ضالّا فهدى

أي لو لم يهدك لوجدك ضاّلًا

HATA

Âyet tercümesi konmayıp, müfessirin izahı âyet meâli yerine geçirilmiş. 

"Sana ağır yükler ve günahlar binerdi" ifadesi de tercümeden fazlalıklar ifade ediyor. 

Aynı yerde paragraf başlarındaki birinci ve ikinci maddeleri "Bu günahların şöyle olması caizdir" ifadeleri tercümeye konmamış. Bu da anlaşılmasını oldukça zorlaştırmış. 

***

Hac, 73 

Tefsir metni şöyle:

قد ذكر معنى ضرب الأمثال والحاجة إليها، وذلك أن العقول يجوز أن يعترض ما يستر عليها سبيل الحق وإلا لم يجز ألا تدرك العقول لما جعلت العقول له من درك الحق، لكن يمنع عن درك الحق وسبيله ما ذكرنا من اعتراض السواتر والحجب فيستكشف ذلك بما ذكرنا من الأمثال،

HATALI TERCÜME:

Darbımeselin ne anlama geldiğini ve ona olan ihtiyacı daha önce açıklamıştık. Şöyle denilebilir:
İnsan aklı, gerçeğe giden önündeki yolu kapatan ve hakkı kavramasına engel olan perdelere itiraz edebilir. Bu durumda Allah Teâlâ da söz konusu perdeler ve engeller ortadan kalksın da akıllar hakka giden yolu kavrasın diye misal verir. Yoksa akılların, kavramak için yaratılmış olduğu bir meseleyi kavramaması mümkün değildir. Fakat hakkı ve ona giden yolu akılların kavramasına sözünü ettiğimiz perdeler ve engeller mani olur. Ve söz konusu engel de belirttiğimiz örneklerle açıklığa kavuşur.

DOĞRUSU
İtiraz edebilir diye tercüme edilen yer, "maruz kalır, karşı karşıya kalır," şeklinde olmalıydı. 

1 Nisan 2021 Perşembe

"DERLER..."

Sesi güzel bir gayr-i müslim varmış.

Müslüman tanıdıkları hep derlermiş ki;
"--Şu güzel sesinle bize bir ezan okusan..."
Tabii bu bahaneyle, kelime-i şahâdeti de söylettirmek istiyorlar...
O da inancına uymadığı için hep bu teklifleri reddetse de bir gün hatırlarını kıramamamış. Başlamış ezan okumaya;
Lâkin;
Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah! dedikten sonra şunu ilave ediyormuş:
"Derler..."
Yani ben demiyorum!.. Onlar diyorlar.
Taha Hakan Alp "zaruri açıklaması"yla din ve peygamber inancında "Allah var ama gerisi yok" mânâsına gelecek izahlarda bulundu.
Rabbimiz şüphelerini dağıtsın. Kalbine inşirah versin. İmam-ı Gazalî, Munkız'da Rasûlullah Efendimiz'in rûhâniyetine sığındım da kurtuldum diyor. Rabbim bu kurtuluş nasip eylesin.
Fakat devamında şöyle diyor:
"Derslerime sorgulamalarımı karıştırmıyorum. İsteyen derslerime devam edebilir." Yani kelam, usul-i fıkıh dersi verirken, yukarıdaki güzel sesli şahıs gibi, "derler" diyormuş. Kendisi "diyemiyormuş."
İslâmî ilimler; ibâdetten, takvâdan koparılalı hayli olmuştu. Gelinen nokta imandan koparılış. Kur'ân'ın Allah kelâmı olduğuna inanmayan tefsirciden sonra, din ve peygamberi sorguluyorum diyen usulcü ve kelâmcı...
Ezanımızı mü'minlerden dinleyelim.
Usûlümüzü teslimiyet, îman ve yakîn sahiplerinden öğrenelim.
Gayr-i müslimlerin güzel sesine,
İnancını kaybedenlerin güzel (!) dersine ihtiyacımız yoktur.