ARAKAN'DA AKAN KANI KANIKSAMAK
KANIKSAMAK (Kubbealtı Lügati)
geçişli f. (< kan-ı-k+sa-mak) [Eskiden fiil geçişsiz olup tümlecini “-e” ile alırken daha sonra geçişli hâle gelmiştir]
1. Bir şeye çok tekrarlanmasından dolayı alışıp artık tepki göstermez olmak: Belki böyle şeylere çoktan kanıksamışımdır da ondan öyle söylüyorum (Fahri Celâl). Hep bunu yazarsak okuyucu bıkar, hükümet de kanıksar diye yazamıyorum (Burhan Felek).
2. Bıkkınlık getirmek, usanmak: Ve harem olsun selâmlık olsun, Yusuf Bey, Edâdil dedikodusunu kanıksamıştı (Sâmiha Ayverdi). Fakat bu sâkinlik îtiraf edelim her şeyi kanıksamaktan, ölümden korkmamaktan ileri geliyor (Mehmet Kaplan – Ö.T.S.).
Gündemde tutmak, vicdanları galeyana getirmek ile kanıksatmak, alıştırmak, önemsizleştirmek arasında ince bir çizgi var.
Yapabileceklerimizi yapalım. Yardım kuruluşlarına yardım edelim. Duâ edelim. Gündem oluşturalım. Lâkin kanıksatmayalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder