18 Ağustos 2017 Cuma

Talat Sait Halman 


Talat Sait Halman vefat etmiş.

Türkçeden İngilizceye Yûnus'u, İngilizceden Türkçeye Şekspir'i çeviren, 12 Mart sonrası hükümetin kültür bakanı, Robert Kolej hocası...

Kendini tam bir mü'min görmeyen bir edebiyatçı.

"Namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum ama birçok Müslümandan daha faziletli insanım diyebilirim. Bütün dinleri özümseyerek ben kendime din dışı bir ahlak felsefesi oluşturdum. Tasavvufla çok derin bağlarım var. İslâmiyet'i, tarihi ve felsefesi ile çok iyi biliyorum."

Dedesi Tahsin Paşa'nın kardeşi Cemal Bey'den gelmiştir bu istek:

"Cemal bey, tamamiyle laik bir eğitimle büyütülmemizden tedirgindi. Bir gün annemle Mahmud'un (Tali Öngören) annesini çağırdı:
'Çocuklar yeteri kadar Müslüman olarak büyümüyorlar. Ben onlara bir hoca buldum. Ama kocalarınıza söylemeyin.'

Çünki babam o sırada yeni amiral olmuş Gölcük'te donanmada, Mahmud'un babası da Kars Mebusu olarak Meclis'tedir. Biz öylece Cemal Bey'in Sirkeci'deki yazıhanesinde perşembe günleri ders alırdık. Sonra bize ders veren hocanın Heybeliada'da başka çocuklara girdiği derste ihbar sonucu yakalandığı haberi geldi. Eğer Cemal Bey'in yazıhanesi basılıp Sait Paşa ve Baha Tali Bey'in çocukları din dersi alırken yakalansaydı Baha Tali Öngören CHP'den ayrılmak zorunda kalırdı. Babamı da herhalde donanmadan çıkarırlardı."

Belki de büyük amcanın bu gayretine borçlu olduğumuz, beni / bizi alâkadar eden bir tarafı vardı Halman'ın:

Aruza, divan edebiyatına olan muhabbeti.

Bir mülâkatında, "Divan edebiyatı zor değildir. Bir KPDS imtihanı için 5-6000 kelime öğrenen bir öğrenci, Divan edebiyatı için 1000 kelime öğrenebilir." diyordu.

Rubâîler, beyitler, dörtlükler, müfredler yazıyordu.

Gerçi onun ağzında da aruz, Tevfik Fikret'in ağzındaki gibiydi. Rûhen bizden kopuk. "Tanrı"sıyla problemli...

Fakat onun anladığı gelenek tasavvurunu, şeklin "öz" mânâsını, biz birçok "müslüman"a anlatamadığımız için, Halman benim için anlamlıydı. Müfredler yazdım meselâ...

Âsûdeliktir arzumuz âvârelik değil...

Özü geçmiş bir özgeçmiş mi ömür?

gibi... (tek mısralık müfredlerden Şeyh Galib'te de var. Halman'da, Şeyh Galib'i, Divan'ın son büyük şairi değil, Modern şiirin ilk şairi görme temayülü var.)

Dînince dinlensin...

Son zamanlarda muhafazakâr iktidarın gençlik uzantılarının yedirmeye çalıştığı Yedi Güzel Adam'dan bazılarıyla da ilginç münasebetleri varmış bu kültür bakanının. Yedi Güzel adam edebiyat sahasında, Osmanlının son unsurlarını yıkma vazifesini deruhte eden "yeni" "yazıncı" "solak" neslin taltiflerini pek dikkate alırlar. S. Karakoç'un Varlık'taki Balkon'u gibi, Nuri Pakdil'in "Öz" Türkçeye dümen kırması gibi (o yapınca secde ettirmek mi oluyordu?), Zarifoğlu'nun bu apoletli bakana "beni yatıştırın, noldu bizim antoloji..." hitapları da acıdır, insanı acıtır.
http://www.dunyabulteni.net/…/talt-sait-halmanin-dusundurdu…

14 Aralık 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder